26 Haziran 2020 Cuma
Duvar saaatinin sesi
zaman akmıyor da duruyor hissi veriyor bana daha çok
köyde dedemin evinde vardı duvarda
ve köyde zaman hiç geçmezdi
sonsuza doğru uzardı
köyde eğlencei hiçbirşey yoktu
herşey sıkıcıydı
annem zorla tanımadığım bir sürü akrabaya götürür
gereksiz gereksiz tanımadığım insanların nasırlı süt kokulu elleriye beni sıkıştırığ öpmelerine izin verirdim
tezek kokulu, köpek korkulu bahçe geçişleri yaşar
boyuna birşeyler yiyip içip
mide fesafı geçirirdik
herşey lezzetliydi ve hayır demek ayıptı
comofrt eating alışkanlığım
bu kadar arzu yiyeceğini üstüste yiyebilme kabiliyetimden geliyor sanırım
gece salonda kuzenlerle yer yatağında uzanır
sabah soba üzerinde pismiş kızartma köy ekmeğine tereyağ sürer
anneannemin çaydan çok şerbet olan çayında içerdik.
gecenin köründe wc için dışarı çıkmak gerekirdi ilk zamanlar
karanlık yok
o klubemsiz tuvalet
kokusu
etrafa zıplayan damlalar dengede durmak
yanında geçtiğimizz içi karanlık kuyu
içimden gelen kuyuya atlama istediğie direnmek
içimdeki bu yapmam gereken şeylere karşı duyduğum gerilim
çünkü canım hep yapmak ister benim
balkonlardan de korkarım ya atlarsam diye
köprüden arabayla giderken ya yan tarafa denize doğru sürersem diye
çünkü bir anlık yapasım gelebilir
kendimden korkarım
elim ayağıma dolaşır
bu nasıl bir kontrolszülük
son 2 okduğum kitapta biri abidin dino nun güncesi
hayata doğma deprestonundan bahsediyorlar
sanırım o ben de var
24 Haziran 2020 Çarşamba
10 sene önce bugün
10 sene önce bugün
annem 1 senedir hastanede solunum makinesine bağlı yatıyordu,
vücudunda hareketsizlikten mor çürümeler başlamıştı.
o tombik parmakları morlaşıyordu, masaj yapıyordum bol bol.
normalde öğleden sonraları gider hastanede akşama kadar dururduk.
o sabah doğum kontrol randevum vardı
reglim çok gecikiyordu
jinekolog doktor un bakışı korkunçtu suratım
sanki geniş bir vajinam varmış intibası bırakan bakışları vardı yada öyle bir şey dedi
bakire olmama kızdı sanki
yada o mende bur suratını kendime yoran bendim yine
ama o kadar kötü hissettim ki kendimi
jasmin diye doğum kontrol hapı verdi.
sonra annemin odasına gittim kapısında
ablamın arkadşaı tutku vardı,
içeri girdim
dayım ordaydı bulmaca çözüyordu.
gittim örtüyü kaldırdım annemin bacakları kolları mosmor olmuş
hemen doktorları çağırdım
bizi çıkarttılar
sonra biri çıkıp anlamadığım bilimsel bir terim söyledi
öldüğüne dair.
sonra bir sedye geldi
dürüm gibi nefes alamicağı gibi bir bez parçasına sardılar sıkı sıkı
sedye üzerinde o çok sevdiğim tombik ayakları dışarıda götürdüler koridor sonuna kadar
attım kendimi yerden yere , birşey yapmalıydım
içimde patladı bombalar...
(youtuba da suan arkada https://www.youtube.com/watch?v=OcaKCNexNWo
bu sarkı calıyordu
' bir gün ölürsem ansızın bilin ki hiç bireyi unutamadığımdan , çok acı çekti desinler ardımdan
desinler bir ölümü bir türlü unutamamaktan...' yine garip tesadüf
bazı anlar
bazı anlar içime bir huzursuzluk geliyor
sevdiğim biri benim bırakıp gidicek
terk edicek gibi.
içimi panik kaplıyor.
hemen ulaşmak konuşmak rahatlamak
o an çok sevildiğimi beni bırakmayacağını duymak için çıldırıyorum.
içimdeki küçük kız içeride panikle zıplıyor aksi halde
bir türlü laf dinlemiyor.
kendini duvardan duvara vuruyor içimde
çok coşkulu mutlu anlarımdan sonra çok oluyor
sanırım bir anda düşen enerjiyi yönetememe sorunu.
oysaki yalnızlığa en alışık insanlardan biriyim
sadece durumu kabul etmemişim sanırım.
kabul ediyorum sorun yok.
görünmez de olsam
kimse beni sevmese dahi
kendimi severek dünyaya
ağaçlara, hayvanlara, çiçeklere sarılıp mutlu olacak güçteyim.
terk etmek diye bir şey yok
insanlar senin kontrolün olmadan hayatına girebilir
çıkabilir de
büyü bakalım elif
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
24.07.2020
ayasofya'yı camiye çevirmenin şerefine bugün cuma namazı kılıyorlar. evden martı kiraladım. allahu ekber nidaları ile sultanahmet...
-
arabayı carptım ya of hem de ne fecı hem de ne korkunctu yahu saturn zorluyor bugunler de bıraz ama yılmak yok
-
hayat aslında çok güzel, hepimiz bizi mutlu eden, şaşırtan neler neler yaşıyoruz şu hayatta... ...
