4 Mayıs 2020 Pazartesi

İstanbul'da milyonda bir..

















izlediğim şu video ;

https://vimeo.com/30818512  üzerine bir kaç kelam...




Otobüse binmedim ben İstanbul'da hiç

oysaki annem babam gayet orta sınıf,

bir çok arkadaşım üniversitede devlet yurdunda kalırken, ablam ve ben özel yurtlarda kaldık,

otobüs'e değil taksiye bindik,  benim ailesi çok varlıklı olup taksiye binmeyen arkadaşlarım var,

sanırım onlar tutumludan çok biraz pintiler  neyse insanları yargılamayalım, sanane.

sonuç olarak babam elindekinden daha fazlasını yarattı bize standart olarak,

disiplinsiz, biraz tembel ve keyif düşkünlüğümüz babamdan

anneme kalsa bizi biraz disipline sokardı ama olamadı.


bu videoki gibi otobüs arkadaşlarım değil de

Servis arkadaşlarım, okul arkadaşlarım oldu benim,

üniversite ortasını düştüğüm üst sınıf,  niyeyse pek yadırgamadım neden acaba,

babamda çok ağır bulunan aşağılık kompleksi kodlarım allahtan çok aktifleşmedi.... ama.

hala burslu kelimesinin yanından yol almaktan çoğu zaman hoşlanmıyorum,

yeditepe'de okumanın yarattığı üst sınıf intibasından hoşlanıyorum,

beyin olarak elit tabakada olsak dahi olanak olarak orta sınır insanlarız işte.

bazen ben de zekiyim demek istersem belirtiyorum, bir de üzerine doğru kabul ettiğim bir yalanım

var yıldız teknik'e girebilirdim ama babam yeditepe yazdırdı,

yo hayır 1 puanla giremiyorum gerçi yazmamıştım da,

ama nedenini bilmediğim saçma bir palavra durumum var, arkadaşlarımda da bu durumu

normalleştiğini görünce aldı yürüdü, sonsuz dürüst olduğunu iddia eden biri için oldukça saçma

bu kendini övme üzerine yazılı masallarımı yüzüme ilk vuran kayı oldu, haklıydı da

palavracıydım ya bir çok konu da ve bunu durduramıyorum

azra kohen gibi resmen, pratt 'de kursa ön kayıt oldum evet ama herhangi bir eğitim almadım,

workshop'a da katılmadım,  workshop'a katıldım diye koku hakkında bilirkişilik taslamak için attığım

durumlar oldu, allahım buna niye ihtiyaç duyuyorum çok saçma



bu videodaki mehtap gibi olduğum halde kendimden çok beklentilerim oldu, çünkü annem ve

babamında benden büyük beklentileri vardı, zeki bir çocuktum sonuçta ve onlar verebileceklerinin

maksimumunu vermişlerdi daha napsınlardı ama zaten annem öldü, babamın da beklentisi çok

başarılı olmam değil etrafında olmam, ablam zaten gitti.



edirne'den ayrıldıktan sonra sıkıcılıktan kaçma üzerine bir hayat kurguladım

bu da beni hedonizm batağına düşürdü,

sıkılmaya tahammül edemediğim ve sabırsız olduğum için iş hayatını hiç sevmedim

okulda tembel  de olsam başarılı olabiliyorken, iş hayatının kuralları çok farklıydı.



annem ölene kadar 4 sene aynı şirkette çalıştım sonra dünyama ölüm korkusu girdi ve domine etti

işten veya bir insandan her sıkıldığımda, bu beni öldürecek diye kaçma oyunum başladı

sonrası 2 senede bir değişen ev, iş döngüsüne bağlandı.



işin garibi

istanbul'da farklı tarzlar bir sürü güzel ev opsiyonları

bana kolayca iş bulduran özgeçmişim ve isteyince istediğini elde etmeyi bilen zekam

şusu busu, alternatifler boldu oyüzden

aslında bu durumdan gün geçtikçe daha çok keyif alır hale geldim.

hiç bir işe , hiç bir eve ve insana yatırım yapmıyordum,

arkadaşlarımla aşırı mesafeli az toleranslı ve az öz verili eğlence üzerine kurulu ilişkiler organize ediyor

tolerans gerektiren tek ilişkim olan aile buluşmalarında da

olabildiği kadar çemberin dışına istemsizce kaçmış vaziyette buluyordum kendimi

artık iflah olmazdım



dünden beri .....saçma bir muhasebe tetiklendi kafamda

kendime eziyet etmeye yemin etmiş sanki zihnim

süreki kendini onla bunla kıyaslıyor.



dünden beri ....başarısızlık üzerine kendini kötü hissettiren kara  bir bulut dönüyor üzerimde,

hiç bir şey yapmamanın, amaçsız olmanın verdiği ağırlık ve hedefi olanlara içten içe beslediğim

fesatlığın yüzleşmesinin yaşıyorum



kendime bu fesatlığı hiç yakıştıramıyorum,

kendi kendimin canını sıkmama izin vermeyeceğim dedikçe gitmiyor kara bulut, gökyüzündeki gibi

içime de çöktü...

belki de bazen ortaya çıkan bu saçma duygulara izin vermeliyiz diyen arzu'nun sesi geliyor kulağıma

peki veriyorum fesatlık duy duy da gaza gel diyor hırslı ablamın sesi.

oysa ben anlamlı bir hedef arayışındayım, bir inansam olacak da, herşey anlamsız yada gücüm yok



kendime özşefkat uyguladığımda, elif'e ne istiyorsun diye sorduğumda,

müthiş bir potansiyelim var, tüm insanlar gibi ....

bana bir hedef göster sana yardımcı olayım kendimi adıyım diyor elif iç sesi


bugün bu ağır bulutlar üzerimden kalksın diye bekliyorum, kalkıcak çünkü en sonunda ,

bir bardak su içiyorum

ve sakin bir ruha niyet ediyorum.

dinimiz amin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

24.07.2020

ayasofya'yı camiye çevirmenin şerefine bugün cuma namazı kılıyorlar. evden martı kiraladım. allahu ekber nidaları ile sultanahmet...